Kategoriler
Haberler İmalat & Üretim Yapay Zeka

Yapay zeka destekli geri dönüşüm cihazı geliştirdiler

Elazığ’da iki üniversite öğrencisi, katık atıkların yeniden ekonomiye kazandırılabilmesi amacıyla yapay zeka destekli katı atık ayrıştırma cihazı geliştirdi

Elazığ’da iki üniversite öğrencisi, katık atıkların yeniden ekonomiye kazandırılabilmesi amacıyla yapay zeka destekli katı atık ayrıştırma cihazı geliştirdi.

Fırat Üniversite Teknoloji Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümünde okuyan Engin Ülger ve Yunus Emre Aydın’ın yapay zeka destekli geliştirdikleri ve “Vatos” adını verdikleri cihaz, farklı özellikteki kağıt, plastik, metal ve cam gibi atıkların kolayca ayrıştırılmasını sağlıyor.

Yaptıkları ilk prototipi Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı Ahmet Kabaklı Erkek Öğrenci Yurdu’nun kantinine yerleştiren öğrenciler, cihaz sayesinde katı atığın ayrıştırılarak yeniden ekonomiye kazandırılmasına imkan sunuyor.

Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Suphi Döner, cihazın tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, dünyada artan nüfus ve sanayileşmeyle birlikte çevre sorunlarının da giderek arttığını belirtti.

İnsan faaliyetlerinden doğan atıkların sadece doğayı değil insanları da tehdit eder hale geldiğine dikkati çeken Döner, şunları söyledi:

“Son dönemlerde özellikle atıklarla ilgili birçok proje yapılıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde ‘Sıfır Atık’ projesi başlatıldı, ülkemizde uygulanıyor. Bugün kurumlarımızda kalan öğrencilerimiz üniversite hocalarından aldıkları bilgiler ile çeşitli projeler geliştiriyorlar. Bu sıfır atık cihazı da bunun güzel bir örneğidir. Bu proje bizlere yarınlar için çok büyük ümitler veriyor.”

Öğrencilerden Engin Ülger de büyük bir sorun haline gelen çevre kirliliğinin önüne geçebilmek adına sürekli yeni projeler geliştirdiklerini dile getirdi.

Bu bakımdan yaklaşık 2 bin öğrencinin kaldığı yurtlarındaki çöp kovalarındaki plastik, cam, kağıt ve metal atıkları gördükten sonra bunların geri dönüşüme kazandırılması için yapay zeka destekli katı atık ayrıştırma cihazı geliştirmeye karar verdiklerini aktaran Ülger, şöyle konuştu:

“Yaptığımız bir araştırmada yurdumuzdaki günlük 367,5 lira değerindeki katı atık daha önceden çöpe atılıyordu. Bir keresinde yurdumuzda farkındalık oluşturmak adına bu katı atıkları sabahtan akşama kadar tek tek elimizle ayıkladık. Baktık işin içinden çıkamıyoruz. ‘Ne yapabiliriz de bunu otomatik hale getirebilir, daha da nasıl geliştirebiliriz’ diye düşünmeye başladık. Sonuçta böyle bir cihaz yapmaya karar verdik. İnşallah cihazı daha da profesyonel hale getirip sonraki versiyonlarında içerisine robot kollar eklemeyi düşünüyoruz. Böylece kamu kurumlardaki çöplerden ekonomiye katkı sağlayabiliriz.”

Yunus Emre Aydın da yaptıkları cihazın yapay zeka desteği sayesinde içerisine bırakılan katı atığı türüne göre farklı haznelerde topladığını belirtti.

Yurt kantininde kullandıkları cihazın dikkati çekmesi için çevresini akvaryumdan yaptıklarını anlatan Aydın, “Atılan çöp tek bir makine içerisinde ayrı yerlere yönlendirilebiliyor. Böylelikle ayrıştırma işleminde hem insan eli değmemiş oluyor hem de gerişi dönüşüm ile ülke ekonomisi için fayda sağlanıyor. Bu teknolojik aletle ekonomik değer olarak atıklarımızdan ciddi gelir elde edilebiliriz. Bunları düşünerek böyle bir makineyi ortaya koyduk.” dedi.

Öğrencilere proje danışmanlığı yapan Fırat Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Yazılım Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Türkoğlu da öğrencilerinin katı atıkların geri dönüşüm yoluyla yeniden ekonomiye kazandırılmasının toplum açısından önemini görerek bu cihazı geliştirdiklerini kaydetti.

Kategoriler
Genel Haberler İmalat & Üretim

TÜRKİYE MAKİNE İLE BÜYÜYECEK

 

MAKFED Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu’nun “Makine Zirvesi–Vizyon 2030” etkinliği hakkında bilgiler.

MAKFED Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu’nun “Makine Zirvesi–Vizyon 2030” etkinliği, sektör profesyonellerinin yanı sıra iş dünyasının önde gelen isimlerini, İstanbul’da bir araya getirmeye hazırlık yapıyor. MAKFED Başkanı Adnan Dalgakıran, “Yüksek teknoloji ile fark yaratan, uluslararası rekabette güçlü, ekonomiye yön veren bir sektör olmakta kararlıyız.

Türkiye’yi makine büyütecek” dedi. Zirveye, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal ve Türk sanayinin duayenleri, ilgili bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları katılacak.

Kategoriler
Drone Haberler İmalat & Üretim Savunma Sanayi Teknoloji

Kamikaze dronlarımız Mağaralarda

Yerli imkânlarla geliştirilen ‘kamikaze drone’lar, terörle mücadelede TSK ile emniyet güçlerinin en önemli gücü haline geldi. Kamikaze drone’lar teröristlerin saklandığı mağaraların içinde de göreve başlamayı iple çekiyor.

Savunma Teknolojileri ve Mühendislik AŞ’nin (STM) tamamen yerli imkânlarla geliştirdiği ve ‘kamikaze drone’ olarak da adlandırılan otonom döner kanatlı vurucu İHA (Kargu), 1.5 yıldır Özel Kuvvetler ile Deniz Kuvvetleri Komutanlıklarının yanı sıra emniyet güçlerince de terörle mücadelede ve sınır ötesi harekâtlarda başarıyla kullanılıyor. STM tarafından 150 adet teslimatı yapılan Kargu, bir personel tarafından rahatlıkla taşınabiliyor, sabit veya hareketli hedeflere karşı etkin olarak kullanılabiliyor. STM Genel Müdürü Murat İkinci, kamikaze drone’larla ilgili şunları söyledi:

GERİ BİLDİRİMLER ÇOK İYİ: “Kargu, hem iç güvenlik harekâtlarında hem de sınır ötesi harekâtlarda kullanılıyor. Kargu platformunun, kamikaze yani vurucu özelliğini kullanıp kullanmamak size bağlı. Üzerinde bir patlayıcı var. Bu patlayıcıyı aktive edip patlattığınız zaman, bir kez kullanmış oluyorsunuz. Ama mesela, herhangi bir birliğimiz keskin nişancı ateşi altında kaldı ya da pusu tehdidiyle karşı karşıya. O noktada birlik, bu kamikaze İHA’ları hiçbir risk almadan gözetleme amacıyla kullanıyor. Tehdidi görüyor, o tehdidi bertaraf etmek isterse patlayıcı özelliğini kullanarak tekli saldırı yapabiliyor. Özellikle komando birliklerimizin ve özel kuvvetlerimizin çok ciddi iyi geri bildirimlerini alıyoruz. Çok memnunlar. 300 adet daha sipariş kesinleşti. Yıl sonuna kadar 1000’e yakın tedarik edilecek Kargu var.

MAĞARAYI PATLATACAK: Drone’larımızı bir yandan geliştirmeye de devam ediyoruz. Mağaralarda görev yapabilecek olması önemli. Bu platformlar otonom görev yapabildiğinden, mağaranın içinde tanımladığımız görevleri yerine getirebilecek. İsterseniz mağarada keşif yaptıktan sonra geri dönebilecek. Ya da keşif sırasında tanımlanan görev çerçevesinde hareketli bir nesne ile karşılaşırsa bunu imha edebilecek. Bu görev için de Makine Kimya Enstitüsü ve TÜBİTAK SAGE ile termobarik başlık üzerinde çalışıyoruz. Şu anda Kargu üzerinde tek çeşit patlayıcı var. Parçacık tesirli antipersonel mühimmatı kullanılıyor. Termobarik başlığı taktığımızda mağarada da etkin bir şekilde görev yapabilecek. Yine MKE ve TÜBİTAK SAGE ile birlikte zırh delici başlık üzerinde de çalışıyoruz. Böylece İHA’larımızı zırhlı araçlara karşı da etkin bir şekilde kullanabileceğiz.

SÜRÜ TAARRUZU KABİLİYETİ KAZANDI: İHA’larımıza sürü taarruz özelliği de kazandırdık. 20’nin üzerinde drone, sürü halinde ilk görevini başarıyla tamamladı. Bu sayıyı 60-70 platforma hatta 1000’li rakamlara çıkarmak mümkün. Sürü halinde deyince, değişik görev angajmanları yapabilecek yapay zeka algoritmalarını bu platformlara entegre edebilmekten bahsediyoruz. Böylece, hedef bölgesine sürü taarruzu yaparak tehditleri otomatik olarak bertaraf edecek kabiliyeti kazanmış oluyorsunuz.”

SÜRÜ HALİNDE HAVADAN BIRAKACAĞIZ

“Bir de kamikaze drone’ları hava platformlarından sürü halinde bırakmak için çalışmalara başladık. İster İHA’dan, isterseniz herhangi bir hava platformundan hedef angajmanı yaparak bırakabileceksiniz. Bu çalışma, ABD’nin ilk denemelerini yaptığı alanlardan biri. Bu senenin sonuna doğru sabit kanatlı İHA’mız Alpagu ile ilk denemeleri Bayraktar’ın Akıncı İHA’sı ile yapacağız. Teknik altyapısı oluşturulmak üzere.”

ASYA’DAN BİR ÜLKE 50 SİPARİŞ VERDİ

Murat İkinci, “Yurtdışından da talepleri gelmeye başladı. Sadece, Uzak Doğu Pasifik ülkeleri değil, gittiğimiz her yerde İHA’lara talep görüyoruz. Bir Asya ülkesi 50 adet sistemi almak istiyor, sipariş aşamasına geldi. Bu ilk deneme amaçlı bir iş. Başarılı olursa, çok daha ciddi bir ihracat potansiyeli ortaya çıkacak” dedi.

Kategoriler
Aselsan Haberler Havacılık & Uzay İhracat İmalat & Üretim Teknoloji

Savunma sanayimizde “en büyükler” arasındayız

Türk savunma sanayisi şirketleri, geçen yılki faaliyetleriyle Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesine adını yazdırdı.

 

Ortaya koyduğumuz ürünler ve hizmetlerimizle ülke güvenliğimizde katkıda bulunan Türk savunma şirketlerimiz, ekonomik performanslarıyla Türkiye’nin 500 Büyük sanayi kuruluşu listesine adlarını yazdırdılar.

İstanbul Sanayi Odası tarafından yapılan araştırmayla Türkiye’de sanayi faaliyet kolunda yer alan en büyük kuruluşların tespit edilmesi,bu kuruluşlarımıza ait büyüklüklerin ortaya koyularak,Türk sanayisinin Gelişiminin ve geleceğimize yönelik yol haritalarının belirlenmesi amaçlanıyor.

Şirketimiz, 2017’de 20’nci sırada bulunurken geçen yılki performansıyla 5 basamak yükselerek 15’inci sıraya çıktı.

ASELSAN, geçen yıl 7 milyar 593 milyon 473 bin 730 liralık satış rakamına ulaştı

 

Türkiye’nin lider havacılık sanayisi şirketi Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) de listede 6 basamak yükseldi. Satış rakamı 5 milyar 959 milyon 686 bin 554 lirayı bulan TUSAŞ, kendine 22’nci sırada yer buldu.

 

Kara araçlarıyla askeri ve sivil alandaki ihtiyaçları karşılayan Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi AŞ (Otokar), geçen yıl 38 basamak ilerleyerek 49’uncu oldu. Otokar, 2018’de 3 milyar 231 milyon 722 bin 468 liralık satışa imza attı.

 

Altay tankımızın seri üretim görevini üstlenen BMC Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ (BMC), 2 milyar 621 milyon 379 bin 755 lirayla 18 basamak yükselerek 61’inci sıraya yerleşti.

 

ROKETSAN, 2 milyar 7 milyon 211 bin 188 lirayla 10 basamak geriledi ve 85’inci sırada yer aldı.

Havacılık motorları tasarımı, montajı ve üretimi yapan TUSAŞ Motor Sanayii AŞ, 1 milyar 603 milyon 247 bin 723 lirayla yerini 14 basamak yükselterek 115’inci oldu.

LİSTEDE TIRMANAN ŞİRKETLERİMİZ

1 milyar 209 milyon 586 bin 140 liralık satış rakamına ulaşan HAVELSAN, listede 120 basamak ilerleyerek 153’üncülüğe çıktı.

Geçen yıl ilk 500’de yer almayan, ikinci 500’de 368’inci olan zırhlı kara aracı üreticisi FNSS, 2018 performansıyla bir anlamda sınıf atladı. FNSS, 1 milyar 94 milyon 927 bin 921 lirayla ilk 500’e 181’inci sıradan giriş yaptı.

Savunma sanayisi şirketleri arasında ilk 500 sıralamasında en fazla ilerleyen şirket Alp Havacılık oldu. Alp Havacılık, 641 milyon 365 bin 542 liralık satış rakamıyla 152 basamak ilerledi ve 327’inci sırada kendine yer buldu.

Ejder Yalçın ve Yörük zırhlı araçlarının üreticisi Nurol Makina, 554 milyon 744 bin 884 lirayla 373’üncü sırada yer aldı.

Kale Kilit ve Kalıp Sanayi AŞ 498 milyon 194 bin 909 lirayla 415’inci, Karel Elektronik 459 milyon 890 bin 847 lirayla 455’inci oldu.

Kategoriler
İmalat & Üretim Otomotiv

Yerli Elektirikli Türk Otomobili Olucak İşte Detayları

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, yerli otomobilin elektrikli olacağını ve menzilinin 500 kilometre olacağını söyledi.

 

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank,yerli otomobilimiz 500 kilometre Menzile sahip olucağını belirtti Ayrıca Otomobil fakrikası’nın yeriyle ilgi “Bir yatırım yapmak isterseniz, tedarikçilere en yakın yeri tercih edersiniz”dedi.

Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı’nda şartları taşıyan 242 başvurun değerlendirildiğini de belirten Varank,programa yabancıların da başvurduğunu aralarında çevre alanında nobel ödülü almış bir araştırmacının bulunduğunu söyledi.

Ankara’da gazetecilerle iftar yemeğinde biraraya gelerek soruları yanıtlayan Varank, şunları söyledi:

YERLİ OTOMOBİLİMİZ  ELEKTRİKLİ OLACAK

“Biz bunu sadece bir otomobil projesi olarak görmüyoruz. Dünyada müthiş bir değişim, dönüşüm var. Otomobil endüstrisi de bu dönüşümün, değişimin en hızlı yaşandığı sektörlerden biri. Türkiye’nin Otomobili Projesi’ni bir teknoloji projesi olarak, bizim otomotiv sanayimizi dönüştürecek, güçlü ülkelerle rekabetçi hale getirecek bir proje olarak görüyoruz. Baktığınızda artık elektrik motorlarıyla, yazılımlarıyla, otonom sürüşüyle, pil teknolojileriyle otomobil endüstrisi tamamen başka bir yöne gidiyor. Biz de bu projeyle, bu fırsat penceresini doğru zamanda yakaladığımıza inanıyoruz. Kendi otomobilimizi tamamen elektrikli olarak rakipleriyle yarışacak şekilde bir proje olarak ortaya koyacağız ve bir ekosistem ortaya çıkaracağız. Tabii biz bunu devlet olarak yapmıyoruz. Beş babayiğit ortaya çıktı, TOBB bunlara katıldı, onlar bu işi sırtladılar. Getirdikleri CEO ve ekibi gerçekten profesyonel arkadaşlar, özverili çalışıyorlar. Zaten kendisi iş başı yaptıktan sonra aslında proje tam yol ilerlemeye başladı. Planlandığı şekilde onların kendilerine koyduğu iş akışlarının süresi dahilinde bu proje ilerliyor. 2019’un sonunda bir prototip göreceğiz, buna hep birlikte şahitlik edeceğiz. 2022 yılında da, muhtemelen ikinci yarısında inşallah araçlar satışa çıkmış olacak. Yollarımızda Türkiye’nin otomobilini görmüş olacağız.

 

Tabii şöyle bir eleştiri var. Bu otomobili yapmak bu kadar zor mu? Az çok sanayiyle haşır neşir olanlar bu soruya kolay cevap verebilirler. Biz sadece tek bir Ar-Ge projesi, bir otomobil yapmıyoruz ya da bu arkadaşlar bunu yapmıyor, bir marka ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Bu markanın dört dörtlük olması, tutunabilmesi, satılabilmesi, kendini devam ettirebilmesi lazım. Dolayısıyla iş akışlarını yapıyorlar, 15 yıllık bir plan yapmışlar. Bu 15 yıl içerisinde 5 tane model 3 tane facelift, bunların planlamasını yapmışlar. Dolayısıyla siz ortaya tek bir ürün çıkarabilirsiniz, ama bunun satılabilir olması için bayi ağının olması lazım, yedek parçasının, tedarikçilerinin olması lazım, servisinin olması lazım, pazarlamasını güzel yapmanız lazım. Yurt dışına ihracat yapacaksınız, o standartlarda, o kalitede ve rakipleriyle yarışabilecek olması lazım. Dolayısıyla bunların tamamını profesyonelce planladıkları için bu iş aslında bu kadar uzun sürüyor. Ama dediğim gibi iş akışları çerçevesinde ilerliyorlar, 2019’un sonunda inşallah prototipi göreceğiz.

MENZİL İÇİN HEDEF 500 KİLOMETRE

Güzel bir yerde de Ar-Ge merkezini açmak istiyorlar. Onu da yakın zamanda ilan edebiliriz. Açılışını yaparız. İlk modelin segmentini söylemiyoruz. Ama kafalarındaki plan şöyle: Tüm modelleriyle küresel pazarlarda da rekabet edecek bir fiyat yakalamak istiyorlar. Siz bir yatırım yapmak isterseniz, tedarikçiye en yakın yeri tercih edersiniz. Yani ekosistemden en verimli şekilde faydalanacağınız yerde kurmak istersiniz. Bunun görüşmelerini yapıyorlar. O konudaki bilgiler ticari sır niteliğinde olduğu için açıklamıyoruz.

500 kilometreyi yakalayacak bir araç üstünde çalışıyorlar. Talep olacağa benziyor, insanlar bekliyorlar bu otomobili. Piyasaya çıktığında göreceğiz.

YERLİLEŞTİRME MAKİNE İLE BAŞLAYACAK

Gündemimizde yerli üretim ve milli teknoloji var. Yerlileştirme Ürün Programı da bunun önemli bir parçası. Amacımız, özellikle yüksek cari açık verdiğimiz ürünlerin yerlileştirilmesi. Bu ara malı da olabilir, ham madde de olabilir, birtakım makine ekipman da olabilir. Sadece bir ürünün ithalat-ihracat rakamına bakıp bir liste çıkarmadık. Listemizi oluştururken potansiyeli olup olmadığına da baktık. Bir ürünü yerlileştirmek istersiniz, ama dünya ticaretine baktığınızda bunun yüzde 80’ini bir ülke üretiyorsa, ha demek ki orada bir fırsat yok. Dominant baskın bir ülke var, sizin onunla rekabet edecek bir ürünü ortaya çıkarıp fayda sağlamanız mümkün değil. Birçok faktörü değerlendirerek ürün listemizi çıkardık. Orta Yüksek ve Yüksek teknolojiye de odaklanarak 300’ün üzerinde ürün ve ürün grubunun yerlileştirilmesiyle ilgili yeni bir teşvik programı dizayn ettik. Burada eğer ürünün Ar-Ge ihtiyacı varsa oradan başlayarak ürün geliştirilmesi, yatırımı, ticarileşmesi, bütün bu adımların tamamını teşvik etmek üzerine, ama elimizdeki mevcut teşvik mekanizmalarını buna göre dizayn ederek bir program hazırladık. Aslında bizim çalışmalarımız bitti, kamuoyuna ilan etmesi kaldı. Tabi mevzuatla ilgili yapmamız gerekenler var. Makine sektörüyle başlamayı planlıyoruz. Pilot sektör makine olacak, daha sonra Eylül, Ekim ayına kadar diğer sektörlerdeki ürünleri ilan edeceğiz. Burada hem sanayicinin, üreticinin bize başvurmasını bekliyoruz, hem de biz proaktif olacağız. Bu arada zaten girişimci bilgi sistemi gibi aslında Türk sanayisinin röntgenini elinde bulunduran bir Bakanlığız; kimlerde bu kabiliyetler var, aradığımız ürünü kiminle oturup çalışarak yerli ürettirebiliriz, burada proaktif de davranacağız.

ÜRÜN GRUPLARINDA YABANCI SERMAYE OLACAK MI?

Eğer bir yabancı gelip burada o yatırımı yapmak istiyorsa, ‘Bunu yerli olarak üreteceğim’ diyorsa kapımız ona açık. O da aynı programdan faydalanıp o yatırımları yapıp o üretimi yapabilir. Yani global sermaye olup yerli üreticilerden de o işlere başvurabilecek olan ara malı üreticisi firmalar var, onlarla da çalışabiliriz. Sadece ithalat ve ihracata bakmıyoruz. O manada bir kabiliyet gelişmiş mi Türkiye’de, sanayi altyapımız bu ürünü üretebilir mi üretemez mi, hepsine bakıyoruz. Tabii ki temel Ar-Ge aşaması 5 sene sürecek bir ürüne de yatırım yapmak mantıklı değil. Burada bağlı ve ilgili kuruluşlarımızın da dahil olduğu program yöneticisi bir ekip olacak bakanlığımızda. Hem kendileri zaten bu ürünleri çalışıyorlar, bir de firmalar geldiğinde zaten bunu alıp değerlendirip neticelendirecekler ve bunu kısa sürede yapacaklar. Mesela kendimize koyduğumuz hedef, 30 günde başvuruyla neticelendirilme arasında bütün süreçler bitsin istiyoruz. Bağlı, ilgili kuruluşlarımız programın içinde. KOSGEB’i, TÜBİTAK’ı işin içine dahil edeceğiz, Ticaret Bakanlığı ile görüşüyoruz, belki ihracatla ilgili onların destek programlarını bunun içine dahil edeceğiz, uçtan uca bir sistemi tasarlamış olacağız.

UZAY AJANSI ÇALIŞMALARI

Uzay Ajansını kurduk, bununla ilgili Milli Uzay Programımıza dönük bir çalıştayı Gebze’de gerçekleştirdik. Türkiye’deki bütün paydaşları kamu, özel sektör, üniversite bir araya getirdik ve bununla ilgili güzel bir rapor hazırladık. Bu bizim Milli Uzay Programımızın aslında nüvesini oluşturabilecek bir çalışma. Teşkilat yapısıyla ilgili mevzuat çalışmalarını biz yürütüyoruz, ama tabi yönetici kadrosuyla ilgili de faaliyetlerimiz sürüyor. Görüşmeler yapıyoruz, en uygun ismi bulalım istiyoruz, ama biraz da zorlanmıyor değiliz. Türkiye’de uzay program ve projelerini yönetmiş çok az insanımız var. Yakın zamanda hem yönetimini hem teşkilatını oluşturmuş olacağız. Türkiye’de uzayla ilgili faaliyet gösteren kurumlar faaliyetlerine devam ediyorlardı. En önemli ihtiyaçlardan biri koordinasyondu. En kısa zamanda teşkilat yapısıyla o işi yapmış olacağız. Uzay alanında önemli iki projeyi halihazırda sürdürüyoruz. TÜRKSAT 6A, ilk milli haberleşme uydumuz ve İMECE, metrealtı çözünürlüklü milli görüntüleme uydumuz. Bu uydularımızı ve alt sistemlerini milli olarak tasarlıyoruz. Kendi uydusunu tasarlayabilen ve üreten bir ülke olmamız bu alanda yetkinliğimizi gösteriyor. Fakat uzayda rekabet uydularla sınırlı değil. Fırlatma teknolojileri, insanlı uzay araştırmaları… Bu alanlarda da rekabete dahil olacağız. Milli Uzay Programımızda kapsamlı olarak uzun vadeli yol haritamızı ortaya koyacağız.

BİLİM İNSANLARININ TÜRKİYE’YE DÖNÜŞÜ

Bunu ilk ilan ettiğimizde eleştirenler oldu, ‘Türkiye’ye kim gelir bilim yapmak için’ diye. Aslında oldukça cazip de bir paket ortaya koyduk. Amacımız ne? Kritik teknolojilerin geliştirildiği programlar var ve orada üst düzey araştırma yapanlara ihtiyacımız var. Bunları Türkiye’ye getirerek bu projelerde çalıştırabilir miyiz? Sisteme 3 binden fazla kayıt oldu. Kriterler de çok zordu. Yani dünyanın ilk 100 üniversitesinden, en fazla atıf alan makale sayılarında sıralamalar gibi oldukça zorlu kriterler var. Şu anda bu şartları taşıyan 242 başvuruyu değerlendiriyoruz. Tabi bunlar bir tane kurumla beraber başvuruyorlar bu bir üniversite olabilir, araştırma altyapısı olabilir, şirket olabilir. Türk kökenli olanlar olduğu gibi 80 civarında yabancı da var. İşte çevre alanında Nobel ödülü almış bir araştırmacı var. Amerika’dan 86, İngiltere’den 21, Almanya’dan 17, Fransa’dan 9, Hollanda’dan 9, Kanada’dan 9 başvuru var. Başvuruların beklentilerimizin ötesinde olması bizi de mutlu etti.

517 DOKTORA ÖĞRENCİSİ

Bu dönem başka bir yeniliği daha hayata geçirdik. Orada da aslında beklentimizin üzerinde dönüşler aldık. Bu sanayi doktora programı, yani sanayinin ihtiyaç duyduğu doktora derecesine sahip öğrencilere biz burs veriyoruz daha sonra bu öğrenciler o sanayi kuruluşunda istihdam ediliyorlar ve 3 yıl boyunca bunların istihdamına teşvik veriyoruz. Oldukça verim aldığımız bir program oldu. Şirketler gelip teşekkür ettiler, çünkü bazen gerçekten üretim yaparken temel bilim olsun, Ar-Ge anlamında olsun detaylı çalışmaya ihtiyaç oluyor ve bunu da ancak doktora programlarıyla yapabiliyorsunuz. İnşallah bu programla da 517 doktora öğrencisini yetiştireceğiz, daha sonra da sanayide çalışmalarını teşvik etmiş olacağız.”

Kategoriler
İmalat & Üretim Savunma Sanayi

Mili Piyade Tüfeğimiz MPT-76 + Güncelleme Geldi

MİLLİ TÜFEĞİMİZ GÜNCELLENDİ FAKAT ÖNCELİKLE SİZE TÜFEĞİMİZDEN BAHSEDEYİM

2014 Yılında G-3 Piyade tüfekleri yerine  Piyasaya sürülmüş olan Türk silahlarımızdan birisi dir.

MKEK MPT-76, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin piyade tüfeği ihtiyacını karşılamak amacıyla Savunma Sanayii Başkanlığı’nın oluşturduğu Modern Piyade Tüfeği projesi kapsamında üretilmiş bir piyade tüfeğidir.

T.C CUMHURBAŞKANLIĞI SAVUNMA VE SANAYİİ BAŞKANLIĞI’NIN Silah hakkında açıklaması şu şekilde söylendi;

“Tamamen milli kaynaklar kullanılarak, yurtdışından teknik destek alınmadan üretilen Milli Piyade Tüfeği (MPT-76) NATO standardı olan soğuk ve sıcak hava, kum, yağmur, çamur gibi ağırlaştırılmış 42 testin tamamını hatasız geçmiştir. -40 ve 65 derece sıcaklıkta, basınçlı su tehdidi altında ve balçıkta bile sorunsuz olarak çalışmaya devam eden tüfek ile dakikada 650 atım yapılabilmektedir. 4.1 kilogram ağırlığında gövde yapısına sahip olan tüfek, 600 metreye kadar etkili bir menzile sahiptir.  7,62 mm çaplı mermi kullanan MPT-76 12 bin atıma kadar namlu ömrüne sahiptir. Dış pazarlarda ilgiyle karşılanan milli tüfeğimizden 2017 yılı içerisinde farklı kurumlarca toplamda 34.500 adet üretilerek Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilecektir.”

Testleri başarıyla tamamlaması ve 2016 yılında seri üretimine geçilmesinin ardından bugüne kadar MKEK Silah Fabrikasında üretilen 25 bin civarında MPT-76, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki birliklere ulaştırıldı, aynı zamanda Pakistan, Afganistan ve bazı Avrupa ülkelerine de test amaçlı sınırlı sayıda gönderildi.

MKEK Silah Fabrikası Müdürü Mehmet Ocakcıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, MPT-76’nın Türk insanın yaptığı ilk milli silah ve 42 NATO standardı testlerinden geçen tek silah olduğunu söyledi. Silahın teknik özelliklerinden bahseden Ocakcıoğlu,

“Proje çalışmalarına 2013 yılında başladığımız tüfekten 25 bin civarında üreterek güvenlik güçlerimize sevkıyatını yaptık. Tüfeğimiz, hem sağ hem de sol el kullanabilecek şekilde iki taraflı olarak tasarlanmıştır. Tüfeğin üst ve alt gövdesi özel alaşımlı alüminyumdan yapılmıştır. Daha önce yapılan G-3’lerin gövdesi sacdan yapılmıştı. Alüminyumdan olması silahın ağırlığını düşürdü. Bunu diğer tüfeklerden ayıran en önemli özellik ise mesafe. G-3’ün etkili menzili 400 metredir, bunun 600 metredir. MPT-76’yı kullanan askerimiz, polisimiz kendini 200 metre daha güvende tutar.” diye konuştu.

“Bu tüfeğimiz, hepimizin gurur kaynağı olmuştur” 

Test çalışmalarının başarıyla sonuçlanması ve olumlu geri bildirimler sonucunda 2016 yılında MPT-76’nın seri üretimine geçildiğini hatırlatan Ocakcıoğlu, şu bilgileri verdi:

“Şu ana kadar 25 bine yakın silahımız teslim edilmiş durumda. 2019 yılı için de 35 bin 125 kesinleşmiş siparişimiz var. MPT-76’yı başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Kıbrıs’a gönderdik. Biz silahla ilgili çok güzel geri dönüşümler aldık. Şu ana kadar sıkıntılı bir geri dönüşüm olmadı. Bu tüfeğimiz, hepimizin gurur kaynağı olmuştur. Silah fabrikası çalışanları olarak bundan sonra da elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bizim öncelikli hedefimiz, kendi güvenlik güçlerimizin ihtiyacını karşılamak olduğu için yurt dışından gelen taleplere çok sıcak bakmadık ancak fabrikamızda üretilen yerli silahlar MPT-76, MPT-55 ve Bora-12 keskin nişancı tüfeğinden test için bazı ülkelere sınırlı sayıda gönderdik. Test edildikten sonra beğenilirse kendi ihtiyacımızı tamamladıktan sonra ihraç edebiliriz.” 

 

 

Kategoriler
İhracat İmalat & Üretim

Sakarya’dan 126 ülkeye ihracat haberi

Türkiye’nin otomotiv sektöründe önde gelen şehirleri arasında bulunan Sakarya, ocak-nisan döneminde 126 ülkeye ihracat
gerçekleştirdi.

Türkiye de otomotiv diyence akla ilk gelen şehirlerden olan Sakarya Ocak-Nisan ayında 126 ülkeye ihracat yaparak yeni bir rekora imza attı. 126 ülke 1 milyar 822 milyon 543 bin dolarlık ihracat yaptı.

AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgiye göre, dış satımda İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara ve Gaziantep’in ardından gelen Sakarya, nisanda 474 milyon 809 bin dolar ihracat gerçekleştirdi. Otomotiv, demir, kimya, iklimlendirme ve makine sektörlerinin öncülüğünde yılın ilk 4 aylık döneminde 126 ülke ve 7 serbest bölgeye 1 milyar 822 milyon 543 bin dolarlık dış satım yapıldı.

İHRACATIN YÜZDE 92,1’İ OTOMOTİV SEKTÖRÜNDEN

Otomotiv sektöründe en çok ihracat yapan iller arasında 4. Sırada bulunan Sakarya, Toyota, Türk Traktör ve Otokar gibi önemli firmaları topraklarında barındıyor. Sakarya’nın, nisan ayındaki ihracatın yüzde 92 lik kesimi otomotiv sektörü üzerine yapılmıştır.

 

Sakarya’dan nisan ayında 437 milyon 374 bin dolarlık otomotiv,6 minyon 383 bin dolarlık makine ve aksamları, 5 milyon 552 bin dolarlık iklimlendirme sanayi ihracatı yapıldı. Bu sektörleri 4 milyon 900 bin dolarla “demir ve demir dışı metaller” ve 3 milyon 475 bin dolarlık ihracatla “mücevher” sektörleri izledi. Bu yıl nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre en fazla ihracat artışı ise yüzde 178,18 ile “mücevher” sektöründe yaşandı.

İHRACATLARIN ÇOĞU FRANSA’YA YAPILDI.

Sakarya, bu yıl nisan ayında en çok ihracatı 52 milyon 846 bin dolarla Fransa’ya yaptı. Bu ülkeyi 40 milyon 501 bin dolarlık ihracatla İsrail, 38 milyon 476 bin dolarlık ihracatla Birleşik Krallık izledi.

Kategoriler
İmalat & Üretim Savunma Sanayi

Asimetrik Harp Türk Zırhlıları

Suriye’deki terör oluşumlarına yönelik Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarında Zırhlı personel  Taşıyıcılarının,zırhlı muharebe araçlarının ve ana muharebe tanklarının asimetrik harp ortamında  ne derece başarılı olup hangi konularda eksik olduğunu görme şansı yakalandı. Bu değerlendirme sonucunda TSK’nın acil olarak bazı ihtiyaçları söz konusu oldu.
Bu ihtiyaçlar; Tepkisel zırhlar ve aktif koruma sistemleri.

Tepkisel Zırhlar; Patlayıcılı reaktif zırh, tepkisel zırh ya da kısaca reaktif zırh; yapısal olarak incelendiğinde iki metal plaka arasına ”sandviç” yapılmış patlayıcı malzemeden (High Explosive) oluşur. Ana zırh üzerine, içerisinde patlayıcı bulunan modüller giydirilerek oluşturulan koruma sistemidir.

Aktif Koruma Sistemleri(AKKOR);Günümüz tanklarını en zorlayan konulardan biri operasyon sırasında çeşitli tanksavar silah atışları ile tankın kullanılamaz hale gelmesi veya daha kötü bir şekilde mürettebatın ciddi şekilde zayiat vermesidir. Zırh teklonojisi ne kadar gelişse de tanksavarların gelişimi hızlı ve etkili bir şekilde olması tankları savaş alanında zaman zaman zor durumlara düşmesine sebep olmuştur.

Dünya genelinde savunma sanayii mühendisleri bu konuda farklı varyasyon arayışlarına girmiş ve yeni bir çözümler ortaya koymuşlardır. Ülkemizde ise ASELSAN öncülüğünde projelendirilen ve geliştirilen AKKOR (Aktif Koruma Sistemi) tanka gelecek mühimmatı tank ile fiziksel olarak etkileşime girmeden havada imha ederek tehlikeyi bertaraf etmesi amaçlanmaktadır.

ROKETSAN tarafından geliştirilen tepkisel zırhlar ve modüler ek NATO standartı STANAG 4569 Level4, Level5 ve Level6 zırhları Fırat Modernizasyonu kapsamında ilk olarak M60A3 tanklarına eklenmeye başladı.

M60A3 tanklarının ardından M60T tanklarımızın pasif (zırh) ve reaktif korunmasının anti-tank mühimmatlarına karşı iyi durumda olduğundan dolayı zırh geliştirmek yerine  ASELSAN tarafından geliştirilen PULAT Hard-Kill (gelen füze veya roketi havada vurarak imha etme) Aktif Korunma Sistemi ile hareket halinde iken üzerine doğru gelen birden fazla roket veya füzelere karşı yüksek beka kazanması sağlandı.

Fakat olarak gerçekleştirilen terör operasyonlarında beklenileni veremeyen Leopard 2A4 tanklarımız yaşattı.  Tank katili olmasıyla ünlü olan Leopard 2A4, normal tanklardan daha iyi ateş gücü ve pasif  korumasına  sahip olan tanklar Suriye’de ve ırak’ta çokça bulunabilen ATGM’ler karsısında aldıkları hasarlardan dolayı Askerlerimizin şehit olmasına engel olamadı. ALTAY tankları envantere girene kadar  TSK’nın elindeki elindeki en önemli kara gücü olan Leopard’ların Her darbede önemli hasar alması M60 tanklarına yapıldığı gibi Leopard 2A4 modernizasyon ihtiyacının olduğu görüldü.

Daha önceden ASELSAN tarafından geliştirilen Leopard 2A4 NG projesi, Maliyeti ve yerli tank üretimini devam etmesi gibi sebeblerden dolayı iptal edilmişti. Next Generation modernizasyonu kapsamında Leopard 2A4’ler zırh düzeyi 2A7 seviyesine gelmesi amaçlanarak bir çok bölgesine modüller ek zırhlar yerleştirildi. Böylece  2A4 NG tankları Suriye’de ordumuzun işini kolaylaştırdı ama artık yeni bir modernizasyon yapılıyordu.

 

Fırat Modernizasyonu kapsamında Leopard 2A4 modernizasyonundan ilk görüntüler geldiğinde  hepimiz çok heyecanlanmıştık. Bu heyecanın sebebiyse tankların en çok isabet aldığı bölgelerin  ve kritik bölgelerin ek önlemlerle oldukça korunaklı bir hale getirilmiş olmasıydı. Özellikle çokça isabet alan ön kule yanak bölgesi korunması oldukça yüksek , açılı ve kalın bir ek zırh ile güçlendirilmişti. Yan taret ve yan etek bölgelerine yerleştirilen dual-explosive ERA zırhlar ile en yüksek deliş değerine sahip ATGM’leri dahi durdurabilir hale getirilmişdi. Anti-tandem özelliğe sahip dual-explosive ERA’lar, tandem mühimmatları direk durduramasa bile zaten iyi bir HEAT korunmasına sahip tankın HEAT korunmasını çok fazla arttırarak mühimmatları tepkisel zırhın durduramaması halinde dahi yüksek korunma ile birlikte mürettebatı koruyabilecek kapasiteye sahipler.

 

Herhangi bir mürettebattı çok fazla zarar olmayacak bölgelerde ise motor gibi kafes zırh uygulaması yapıldı.  Bu bölgelerde elbette ERA zırhlar ile kaplanabilirdi fakat tanka yaratacağı ek ağırlık, zorlu araziler karşısında tankın arazi başarısını büyük oranda törpüleyebileceği için kafes zırh tercih edildi.  Kornet-E, TOW-2F gibi ATGM’leri kafes zırh her ne kadar durduramayacak olsa da RPG-7 gibi mühimmatları durdurarak önemli bir korunma sağlayacaktır. Tepkisel zırh ve ek zırh eklemelerine ilaveten Leopard 2A4 tanklarına PULAT AKS sistemi de entegre edilecek. Bu nedenle artık asimetrik harpte herkesin imrenerek gösterdiği M60T tanklarının bu alanda liderliği ALTAY tankı envantere girinceye kadar Leopard 2A4’lerimize teslim edecek.

 

Yapılan operasyonlar da sadece tankların değil zırhlı personel taşıyıcılarının da eksik kalan yanları da tespit edildi. Özellikle ZPT’ler karşısında çıkan küçük engeller karşısında yaşadıkları sorunları çözmek amacıyla UKSS eklemeleri yapıldı.  UKSS takviyesi sayesinde Kirpi-2, Ejder Yalçın gibi araçların önemli bir ateş gücüne kavuşmuş oldu fakat bu eklenti yaşanan ateş gücü eksikliğini gidermeye yetmedi. Ardından Silah Taşıyıcı Araç projesi gerçekleştirilerek zırhlı personel taşıyıcılarına anti-tank füze atıcıları yerleştirildi.  Bu atıcıların büyük çoğunluğuna da en yüksek deliş değerine sahip olduğu düşünülen Kornet-E füzeleri yerleştirildi. OMTAS üretimi gerçekleştikçe yeni araçlarda Kornet-E’lerin yerini OMTAS’ların alması hedefleniyor.  

Ateş gücü eksikliğini hala istenilen düzeyde giderilemediği gözlemlenen ve ardından  6X6 ve 8X8 zırhlı muharebe aracı alımı gündeme geldi. Yapılan mücadeleyi FNSS kazandı  ve  Pars 6X6 İZCİ ilk olarak envantere girmeye hazırlanırken IDEF 2019’da imzalanan anlaşma ile İZCİ’ler ile birlikte Pars 8X8’lerde envantere girecek. İlk aşamada 5 farklı konfigürasyonda 100 araç envantere alınacak. Taktik tekerlekli zırhlı araç alımının arkasında 4X4 araçlara oranla daha fazla personelin daha güvenli bir şekilde aksiyon alanına ulaştırabilmesi de oldukça önemli bir etken olarak görünüyor

Ateş gücü eksikliğini hala istenilen düzeyde giderilemediği gözlemlenen ve ardından  6X6 ve 8X8 zırhlı muharebe aracı alımı gündeme geldi. Yapılan mücadeleyi FNSS kazandı  ve  Pars 6X6 İZCİ ilk olarak envantere girmeye hazırlanırken IDEF 2019’da imzalanan anlaşma ile İZCİ’ler ile birlikte Pars 8X8’lerde envantere girecek. İlk aşamada 5 farklı konfigürasyonda 100 araç envantere alınacak. Taktik tekerlekli zırhlı araç alımının arkasında 4X4 araçlara oranla daha fazla personelin daha güvenli bir şekilde aksiyon alanına ulaştırabilmesi de oldukça önemli bir etken olarak görünüyor

 

 

Kategoriler
Haberler İmalat & Üretim Savunma Sanayi

Nurol Makina DIMDEX fuarından DÖNDÜ

nurol-makina-fuardan-dondu

Nurol Makina, 12 – 14 Mart tarihleri arasında KATAR’da düzenlenen DIMDEX (Doha International Maritime Defence Exhibition & Conference) fuarında büyük bir başarıya imza attı. Fuarda Barzan Holding ile 214 adet NMS 4×4 aracının satışına yönelik niyet anlaşması imzalandı. Fuarın 2’nci gününde düzenlenen törende imzalanan NMS 4×4 sözleşmesine, Katar Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Hamad bin Abdullah Al Marri, Nurol Makina Genel Müdür Yardımcısı Dr. Anıl Karel ve Barzan Holding Programlar Müdürü Muhammed Jaber Labda imza attı.

DIMDEX fuarına ilk kez katılım gerçekleştiren Nurol Makina standımızda Ejder YALÇIN 4×4 aracı sergilendi. Katarlı yetkililerin Ejder YALÇIN aracımıza olan ilgisi bir hayli yoğundu.

Kategoriler
Haberler İmalat & Üretim

Sovyet efsanesi tabancanın yerine geçecek silahın seri üretimine başlıyor.

makarov-tavancasinin-yeni-versiyonu

 

Sovyet efsanesi Makarov tabancasının yerine geçecek yeni Rusya yapımı silahın, Rus ordusu için seri üretimine bu yıl başlanacağı belirtildi.

Rusya savunma sanayisinden isminin gizli tutulmasını isteyen bir kaynak Sputnik’e demecinde, Makarov’un yerine geçecek yeni tabanca için seri üretim izni verecek komisyonun, çalışmalarını mart ayında bitireceğini söyledi.

Savunma sanayisi yetkilisinin verdiği bilgiye göre ardından da Rus ordusunda en yaygın olarak kullanılan silah olan Makarov’un yerine geçecek bu yeni tabancanın seri üretimine geçilecek. Yetkili ayrıca, şu anda yeni tabancanın hangi tesiste üretileceği konusunda karara varılmaya çalışıldığını kaydetti.

Rus savunma sanayi şirketi Rostec’in alt kuruluşlarından biri olan TsNIItochmash’ın, kalibresi 9×21 milimetre olan bir tabancanın devlet testlerinin tamamladığı belirtilmişti. İsmi ya da başka özellikleri duyurulmayan bu tabancanın +50 ila —70 derece hava sıcaklıklarında çalıştığı söylenmişti.