Kategoriler
Haberler Havacılık & Uzay Nedir ? Savunma Sanayi

Anka -S Nedir ? Özellikleri ?

ANKA-S nedir?

Anka S Uydu haberleşmesine sahip olarak envantere giren ilk İnsansız Hava Aracıdır. Son dönemde insansız hava araçları noktasında ülkemizde çok ciddi çalışmalar yürütülüyor ve bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkan birçok araç da özellikle terörle mücadelede etkin olarak kullanılıyor. TSK’nın dönem dönem paylaştığı rakamlarda özellikle ülkemizin zorlu coğrafi koşulları nedeni ile yaşanan kayıpları önleme noktasında bile önemli kazanım olan İHA’lara bir yeni isim daha eklendi.Uzunca bir süredir gündemde olan ve 2004 yılında ilk sözleşmesi imzalanan insansız hava aracı projelerinden ANKA’nın silahlı versiyonu ANKA-S’in Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı bir duyuru ile resmi göreve başlamış olduğu gün yüzüne çıktı. Terörle mücadelede Bayraktar ile birlikte ilk operasyonal göreve çıkan ANKA-S, Türksat uyduları üzerinden kontrol edilebiliyor oluşuyla öne çıkıyor.

Bu sayede hava şartlarından etkilenmeden Türksat uydularının görüş alanında olan her yerden kontrol edilebilen ve veri aktarabilen ANKA-S, 24 saat havada kalabiliyor ve 30 bin feet irtifaya (9 kilometrenin üzerinde) çıkabiliyor. ASELSAN tarafından üretilen CATS görüntüleme sistemini kullanan insansız hava aracı, operasyonlarda Roketsan tarafından üretilen ve ihracatı da yapılan 4 Cirit, 2 UMTAS füzesi taşıyabiliyor.TUSAŞ tarafından üretilen ANKA-S’lerden daha önce 10 adet alınmasının planlandığı ile ilgili birtakım bilgiler almıştık şu anda resmi olarak kaç adet ANKA-S’in görevde olduğuna dair bir bilgi bulunmuyor.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. (TAI) tarafından geliştirilen ve uydudan kontrol kabiliyeti ile görüş hattı ötesinde, gece ve gündüz şartlarında otonom uçuş ve seyrüsefer yapabilen ilk insansız hava aracı sisteminin kabul testleri başarıyla tamamlanarak 2 adet İHA ve ilgili sistemler Türk Hava Kuvvetlerine teslim edildi.

 

ANKA’nın Özellikleri Nelerdir?
Genel Özellikleri
1-Mürettebat: yok
2-Gövde uzunluğu: 8 m
3-Kanat açıklığı: 17 m
4-Kanat alanı: 13.6 m²
5-Kanat Açıklık Oranı – : 22
6-Kanat Ok Açısı (çeyrek veter): 0
7-Toplam Kalkış Ağırlığı: 1.500 kg
8-Yakıt ağırlığı: 250 kg
9-Yararlı Yük Ağırlığı: 200 kg
10-Motor: 1× Thielert Centurion 2.0 dört-silindirli, turbolu motor, 155 hp (114 kW)
Performans Özellikleri
1-Azami hız: 217 km/s (117 knot,135 mph)
2-Olağan Seyir Hızı: > 75 knot
3-Servis irtifası: 30,000 ft
4-Havada Kalış Süresi: 24 – 32 saat
5-Harekat yarıçapı: 200 km (124 mi)[5]
6-Çevre şartları: 15kts yan rüzgar, 20 kts baş rüzgarı, sıcaklık, nem, yağmur ve buzlanma sınırları, MIL-HDBK-310 ile tanımlanmıştır.

 

Kategoriler
Pistol Savunma Sanayi Silahlar Teknoloji

Glock 17 hakkında bilgiler.



1980 yılında, Avusturya ordusu eski Walther P-38'in yerine geçecek olan yeni bir tabancaya ihtiyaç duydu. 
Bu yarışmaya tasarımlarıyla çeşitli şirketler katıldı. 
Bunlar Steyr GB, Heckler ve Koch P7M13, SIG Sauer P220 ve P225, Beretta 92S ve daha önce bilinmeyen Glock 17 idi.
 Sonunda Glock 17 kazanan olarak seçildi ve 1982 yılında Avusturya Ordusu tarafından kabul edildi. Avusturya Polisi.
 Tam ölçekli üretime 1986 yılında başlandı. 
İlerleyen yıllarda bu yeni ve sıradışı tabanca, avantajları ve agresif pazarlaması nedeniyle en popüler tabancalardan biri oldu.
 Dünyanın her yerinden çok sayıda askeri ve kolluk kuvvetleri tarafından kabul edildi. Şu anda bu tabanca 50'den fazla ülkede hizmet veriyor.


 Bu tabancanın bazı kopyaları ve klonları ortaya çıktı. Bunlardan biri Smith & Wesson Sigma.
Glock 17, temiz bir sayfa tasarımıydı. Önceki tasarımların bir çeşitlemesi değildir. 
Bu tabanca Gaston Glock başkanlığında bir Glock şirketi tarafından geliştirilmiştir.
 Glock 17'nin başarılı olduğu kanıtlandı. 
Tanıtımı sırasında bu tabanca devrimci bir tasarım olarak adlandırıldı. Daha önce bilinen çözümleri dahil etmesine rağmen.
 Bu tabanca, basit, güvenilir, hafif ve ucuzdur.
Bu tabanca minimum parça ile basit bir tasarıma sahiptir. Dergi dahil sadece 33 bölüm var. 
Bu tabanca, sadece bir pim veya çivi kullanarak bir dakika içinde demonte edilebilir. 
Parçaların çoğu çeşitli Glock modelleri arasında değiştirilebilir. Arızalar arkada. Glock 17 aynı zamanda kullanımı kolaydır.
Polimerden çerçeve dahil olmak üzere parçaların çoğunun yapılmasıyla düşük ağırlık elde edilmiştir. 

 

Tek metal parçalar namlu, kızak ve tetik mekanizmasıdır.
Bu tabanca polimerden yapılmış olmasına rağmen -40 ° C ile + 200 ° C arasındaki bir sıcaklık aralığında iyi çalışır. 
Ayrıca bu sağlam tabanca pas atmaz. Tüm metal parçalar paslanmaz kaplama ile kaplanmıştır. 
Glock 17, ateşli silahlar piyasasını tam anlamıyla devrim yarattı. 
Bugün hemen hemen tüm büyük tabanca üreticileri polimer çerçeveli tabancalar sunuyor.

Glock 17 yüksek namlu enerjisine sahiptir ve 9x19 mm mühimmatta bile iyi penetrasyon sağlar.
Glock tabanca namlusunun yaklaşık 360.000 atış yaptığı iddia ediliyor. 
Diğer modern ve kaliteli tabancaların varilleri yaklaşık 40.000 atış sürdüğü için gerçekten etkileyici bir rakam.
Bu yarı otomatik tabanca 17 yuvarlak çift yığın dergiden beslenir.
 Dergi ayrıca polimerden yapılmıştır. 19 veya 33 mermi tutan genişletilmiş kapasite dergileri de mevcuttur.
 Kompakt ve alt kompakt modeller daha küçük dergilerle birlikte gelir. 
Bazı durumlarda dergiler çeşitli modeller arasında değiştirilebilir.
Bu tabanca manuel emniyete sahip değildir. Bunun yerine patentli bir "güvenli eylem" tetikleme sistemi kullanır. 
Tetikte otomatik bir güvenlik bulunur. Düzgün çekilmezse tetiği engeller.

 


Kendini hareket ettirme veya kazayla yapılan çekimleri ortadan kaldırır. 
Her çekimden sonra, güvenlik kilidi tetiklenir ve tekrar basılana kadar "açık" duruma getirilir. 
Başka bir otomatik güvenlik, namlu tam olarak kilitlenmemişse yangına izin vermez. Glock aile tabancalarının çoğu sabit manzaralara sahiptir.
Sadece yarışmalar için tasarlanan özel hedef modellerin ayarlanabilir manzaraları var. Glock 17, piyasaya sürülmesinden bu yana bir dizi revizyondan geçti. 
İlk nesil tabancalar 1986 ve 1990 arasında üretildi ve 9x19 mm mühimmat için yapıldı. 
İkinci nesil tabancalar 1990 ile 1998 arasında üretildi. 
Bunların dokulu tutamaklarla biraz farklı çerçeveleri vardı. 


İkinci nesil, 9x22 mm (.375 SIG), 10x22 mm (.40S ve W), 10x25 mm (.10 mm Otomatik) ve 11.43x23 mm (.45 ACP) dahil olmak üzere yeni kalibreler tanıttı.
Üçüncü nesil tabancalar 1998 ve 2010 yılları arasında üretildi. Bu tabancalar namlunun altına aksesuar raylarla donatıldı ve bazı iyileştirmeler yapıldı. Dördüncü nesil tabancaların üretimi 2010 yılında başlamıştır. Bunlar daha büyük bir dergi serbest bırakma düğmesine, daha iyi ergonomi için değiştirilebilir arka kayışlara ve bazı küçük içsel iyileştirmelere sahiptir. İlk başarının ardından temel Glock 17, Glock şirketi aynı temel tasarıma dayanan çok sayıda model geliştirdi. 
Bunlar tüm büyük tabanca kalibratörlerinde odalara ayrılmıştır. 
Çeşitli modeller ayrıca farklı boyutlara, namlu uzunluğuna ve magazin kapasitesine sahiptir.
Tabancalar standart, kompakt, alt kompakt, hedef ve diğer modellerde mevcuttur.
 
Kategoriler
Haberler Nedir ? Savunma Sanayi Teknoloji

p320 tabancası hakkında bilgiler



SIG Sauer P320 tabancası 2014 yılında piyasaya sürüldü. SIG Sauer P250'nin daha da geliştirilmesi. Tabanca, M9'un yerine geçmesi muhtemel bir ABD Ordusu ve Hava Kuvvetleri ihtiyacına yönelikti. 
Sonunda ABD ordusu tarafından M17 olarak kabul edildi. SIG Sauer P320 tabanca, diğer ülkelerden, 
kolluk kuvvetlerinden ve ticari pazardan gelen müşteriler için de önerilmektedir. Askeri modelden biraz farklı olan P320'nin ticari versiyonu.
Modüler çok kalibreli bir tabancadır. Üretici bu tabanca için dönüşüm kitleri sunmaktadır. Kalibre dönüşümleri basitçe değişen varilleri, slaytları, çerçeveleri ve dergileri değiştirir. 
Tüm modeller aynı tetik grubunu kullanır. Böylece aynı tetik grubu, tam boyutlu, kompakt veya hatta alt sıkıştırma tabancası yapmak için farklı ebattaki çerçeveler arasında kolayca hareket eder. 
P320, 9x19 mm, .40 S&W, .375 SIG, .380 ACP ve .45 ACP dahil olmak üzere çeşitli kalibratörlere hızlı bir şekilde dönüştürülebilir.
P320, çift etkili sadece tetikleme özelliğine sahip, kendiliğinden kilitlenen, darbeli ateşlemeli bir tabancadır. Kilitli mermi ile ateşlenen kısa bir geri tepme ile çalışan bir silahtır. 
Tipik SIG Sauer kamla çalışan namluyu kullanır.

Slayt paslanmaz çelikten imal edilmiştir. Çerçeve polimerden yapılmıştır. Bu tabanca tutuş geri tepme yok. Ancak geliştiriciler, herhangi bir el büyüklüğüne uyacağını iddia ediyor. 
Slayt tutma ve serbest bırakma düğmeleri de son derece elverişlidir.
P320, Glock tarzı bir tetikleme güvenliği ile kullanılabilir. İsteğe bağlı olarak elle çerçeveye monteli bir başparmak emniyeti mevcuttur.
P320'nin 9x19 mm'lik tam boyutlu bir sürümü, 17 yuvarlak kapasiteli çift yığın dergiler kullanır. Magazin kapasitesi, tabanca odasına bağlı olarak değişir.
 40 S&W ve .375 SIG'de yayınlanan versiyonlar 14 yuvarlak kapasiteli dergiler kullanmaktadır. .45 ACP'de yayınlanan sürüm 10 yuvarlak dergi kullanır. Dergi bırakma düğmesi geri dönüşümlüdür.
SIG Sauer P320, standart bir Picatinny tipi tabanca rayı ile birlikte gelir. El feneri ve lazer pointer gibi tüm standart taktik aksesuarları kabul eder.
Bu tabanca 3 nokta demir manzarasına sahip. Hem ön hem de arka manzaralar windage ve yükseklik için ayarlanabilir.
Bu silah herhangi bir alet kullanmadan tarladan sıyrılabilir.
Kategoriler
Genel Haberler Savunma Sanayi

BTÜ “Oktokopter” ile ABD de yarışacak

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) öğrencileri tarafından tasarlanan, 15 kilograma kadar yük taşıyabilen, yarım saatlik uçuş süresine ve 10 kilometre menzile sahip “oktokopter” adı verilen 8 motorlu, pervaneli drone,Ülkemizi ABD’nin Maryland eyaletinde Yapılacak olan Uluslararası İnsansız Hava Sistemleri Yarışması’nda (AUVSİ SUAS Competition) Türkiyemizi Temsil edecek.

ABD’nin Maryland eyaletinde 12-15 Haziran’da düzenlenecek Uluslararası İnsansız Hava Sistemleri Yarışması’na katılmaya hak kazanan üniversiteli gençler, Türk bayrağını ABD gökyüzünde dalgalandıracak.

BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2010’da kurulan genç bir üniversite olmalarına rağmen sahip oldukları üst düzey laboratuvar imkanlarıyla proje ve uygulamalı eğitim alanında Türkiye’nin kalkınmasına destek vermeye çalıştıklarını söyledi.

Karademir, üniversite bünyesinde 50’nin üzerinde öğrenci topluluğu olduğunu belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın da vurguladığı gibi öğrencilerin sadece sınıflarda, derslerde aldıkları eğitimle değil, sosyal ve teknik uzmanlık alanlarında da kendi aralarında organize olarak proje odaklı çalışmaları isteniyor. Yurt dışında, gelişmiş ülkelerde öğrenciler bu şekilde hayata hazırlanıyor.” dedi.

BTÜ’de de sosyal çalışmalar yapan öğrencilerin yanı sıra özellikle mühendislik disiplinlerinde uçan otonom araçlar, elektrikli otomobiller üzerine çalışan öğrencilerin ve onların arkasında motivasyonu çok yüksek öğretim üyelerinin bulunduğunu vurgulayan Karademir, geçen sene TEKNOFEST’te 5 takımla yarıştıklarını söyledi

 

Hepsi dereceye giren bu takımlardan birinin, Türkiye birinciliğini elde ettiğini anlatan Karademir, “Bu sene TEKNOFEST’e 10 takımla katılıyoruz. Geçen sene birinci olan takımımız kısa süre sonra ABD’deki yarışlara katılarak Bursa’yı temsil edecek ve ülkemizin bayrağını dalgalandıracak.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Karademir, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile bazı sanayi kuruluşları tarafından da desteklenen öğrencilere başarılar diledi.

BTÜ Uzay, Havacılık ve Savunma Sanayi Topluluğu danışmanı Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Lekesiz ise geleceğin teknolojik araçlarını üretebilmek için farklı bölümlerden topluluk altında bir araya gelen öğrencilerine güvendiğini dile getirdi.

Yarım saat uçuş süresine uygun bir oktokopter

BTÜ Mekatronik Mühendisliği dördüncü sınıf öğrencisi, BENDİS kurucularından takım kaptanı Havva Tuğçe Gürsel, ABD’deki yarışma için kişisel kullanıma yönelik standart drone yerine askeri amaçlı bir araç tasarladıklarını, eleme ve raporlama aşamalarını geçtiklerini belirtti.

Yarım saat uçuş süresine uygun bir oktokopter geliştirdiklerini söyleyen Gürsel, özelliklerini, büyük objelerden kaçınma, görüntü işleyerek insan ve obje tanımlama, zemindeki nesneleri sınıflandırıp haberleştirerek yer istasyonuna gönderme olarak sıraladı.

Havva Tuğçe Gürsel, şunları kaydetti:

“Geliştirdiğimiz drone, üzerinde taşıdığı insansız kara aracını (İKA) belirlenen koordinatlara otonom olarak indirebiliyor. Aynı şekilde insansız kara aracı da taşıdığı insani yardım malzemesini belirlenen başka bir koordinata otonom olarak ulaştırabiliyor. Yarışmada verilen bu görev senaryosunu tek bir uçuşta ve kalkıştan inişe kadar otonom olarak gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bu komplike sistem üzerinde bir seneye yakın süredir çalıştık ve şimdi son uçuş testlerimizi yaparak yarışma gününü bekliyoruz. Yeni bir üniversite olmamıza rağmen laboratuvarlarımız ve çalışma atölyelerimiz bize teknik anlamda çok büyük imkan sağlıyor. Rektörlüğümüzün verdiği büyük bir destek var. Böyle bir yarışmaya katılmak yüksek maliyetler de gerektiriyor. Bu noktada firmalardan destek talebimiz oldu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, BTSO ve destek olan sanayi kuruluşlarına teşekkür ediyoruz.”

15 kilograma kadar yük taşıyabiliyor

Elektrik Elektronik Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi, BENDİS pilotu Özge Özel de drone’un teknik özellikleri hakkında şu bilgileri paylaştı:

“Araştırdığımız kadarıyla Türkiye’de şimdilik bu şekilde üretilen bir araç yok. Afet ve acil durumlarda yabancı markalı cihazlar kullanılıyor. Geliştirdiğimiz drone 8 kilogram ağırlığında ve 15 kilograma kadar yük taşıyabiliyor. Yarım saatlik uçuş süresine ve 10 kilometre menzile sahip. Birden fazla uçuş modu bulunan aracımız yarışmada otonom olarak uçacak. Benim görevim, herhangi bir olumsuz durumda aracı geri getirebilmek.”

BENDİS takımının diğer üyeleri Elektrik Elektronik Mühendisliği üçüncü sınıftan Sevde Nur Köseoğlu, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği ikinci sınıftan Atılay Can Peker, Mekatronik Mühendisliği dördüncü sınıftan Alper Genç ve birinci sınıf öğrencisi Muhammed Zeyn de ABD’den dereceyle dönmeyi hedeflediklerini ifade etti.

 

 

 

 

Kategoriler
Drone Haberler İmalat & Üretim Savunma Sanayi Teknoloji

Kamikaze dronlarımız Mağaralarda

Yerli imkânlarla geliştirilen ‘kamikaze drone’lar, terörle mücadelede TSK ile emniyet güçlerinin en önemli gücü haline geldi. Kamikaze drone’lar teröristlerin saklandığı mağaraların içinde de göreve başlamayı iple çekiyor.

Savunma Teknolojileri ve Mühendislik AŞ’nin (STM) tamamen yerli imkânlarla geliştirdiği ve ‘kamikaze drone’ olarak da adlandırılan otonom döner kanatlı vurucu İHA (Kargu), 1.5 yıldır Özel Kuvvetler ile Deniz Kuvvetleri Komutanlıklarının yanı sıra emniyet güçlerince de terörle mücadelede ve sınır ötesi harekâtlarda başarıyla kullanılıyor. STM tarafından 150 adet teslimatı yapılan Kargu, bir personel tarafından rahatlıkla taşınabiliyor, sabit veya hareketli hedeflere karşı etkin olarak kullanılabiliyor. STM Genel Müdürü Murat İkinci, kamikaze drone’larla ilgili şunları söyledi:

GERİ BİLDİRİMLER ÇOK İYİ: “Kargu, hem iç güvenlik harekâtlarında hem de sınır ötesi harekâtlarda kullanılıyor. Kargu platformunun, kamikaze yani vurucu özelliğini kullanıp kullanmamak size bağlı. Üzerinde bir patlayıcı var. Bu patlayıcıyı aktive edip patlattığınız zaman, bir kez kullanmış oluyorsunuz. Ama mesela, herhangi bir birliğimiz keskin nişancı ateşi altında kaldı ya da pusu tehdidiyle karşı karşıya. O noktada birlik, bu kamikaze İHA’ları hiçbir risk almadan gözetleme amacıyla kullanıyor. Tehdidi görüyor, o tehdidi bertaraf etmek isterse patlayıcı özelliğini kullanarak tekli saldırı yapabiliyor. Özellikle komando birliklerimizin ve özel kuvvetlerimizin çok ciddi iyi geri bildirimlerini alıyoruz. Çok memnunlar. 300 adet daha sipariş kesinleşti. Yıl sonuna kadar 1000’e yakın tedarik edilecek Kargu var.

MAĞARAYI PATLATACAK: Drone’larımızı bir yandan geliştirmeye de devam ediyoruz. Mağaralarda görev yapabilecek olması önemli. Bu platformlar otonom görev yapabildiğinden, mağaranın içinde tanımladığımız görevleri yerine getirebilecek. İsterseniz mağarada keşif yaptıktan sonra geri dönebilecek. Ya da keşif sırasında tanımlanan görev çerçevesinde hareketli bir nesne ile karşılaşırsa bunu imha edebilecek. Bu görev için de Makine Kimya Enstitüsü ve TÜBİTAK SAGE ile termobarik başlık üzerinde çalışıyoruz. Şu anda Kargu üzerinde tek çeşit patlayıcı var. Parçacık tesirli antipersonel mühimmatı kullanılıyor. Termobarik başlığı taktığımızda mağarada da etkin bir şekilde görev yapabilecek. Yine MKE ve TÜBİTAK SAGE ile birlikte zırh delici başlık üzerinde de çalışıyoruz. Böylece İHA’larımızı zırhlı araçlara karşı da etkin bir şekilde kullanabileceğiz.

SÜRÜ TAARRUZU KABİLİYETİ KAZANDI: İHA’larımıza sürü taarruz özelliği de kazandırdık. 20’nin üzerinde drone, sürü halinde ilk görevini başarıyla tamamladı. Bu sayıyı 60-70 platforma hatta 1000’li rakamlara çıkarmak mümkün. Sürü halinde deyince, değişik görev angajmanları yapabilecek yapay zeka algoritmalarını bu platformlara entegre edebilmekten bahsediyoruz. Böylece, hedef bölgesine sürü taarruzu yaparak tehditleri otomatik olarak bertaraf edecek kabiliyeti kazanmış oluyorsunuz.”

SÜRÜ HALİNDE HAVADAN BIRAKACAĞIZ

“Bir de kamikaze drone’ları hava platformlarından sürü halinde bırakmak için çalışmalara başladık. İster İHA’dan, isterseniz herhangi bir hava platformundan hedef angajmanı yaparak bırakabileceksiniz. Bu çalışma, ABD’nin ilk denemelerini yaptığı alanlardan biri. Bu senenin sonuna doğru sabit kanatlı İHA’mız Alpagu ile ilk denemeleri Bayraktar’ın Akıncı İHA’sı ile yapacağız. Teknik altyapısı oluşturulmak üzere.”

ASYA’DAN BİR ÜLKE 50 SİPARİŞ VERDİ

Murat İkinci, “Yurtdışından da talepleri gelmeye başladı. Sadece, Uzak Doğu Pasifik ülkeleri değil, gittiğimiz her yerde İHA’lara talep görüyoruz. Bir Asya ülkesi 50 adet sistemi almak istiyor, sipariş aşamasına geldi. Bu ilk deneme amaçlı bir iş. Başarılı olursa, çok daha ciddi bir ihracat potansiyeli ortaya çıkacak” dedi.

Kategoriler
Haberler Savunma Sanayi Teknoloji

Türk zırhlıları AB yollarında ! İlk olarak Bu ülke de tercih etti

Macaristan ordusunun, envanterindeki ve tedarik sürecindeki araçları sergilediği etkinlikte, Türk zırhlıları Ejder Yalçın ve Yörük de yer aldı. Yurt dışında ilgi gören Ejder Yalçın ve Yörük zırhlı araçları ilk kez bir AB ülkesinde görev yapacak. Macaristan, güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için Yörük’ü tercih eden 2’nci, Ejder Yalçın’ı tercih eden 6’ncı ülke olacak.

Türk savunma sanayimizin ürettiği zırhlı kara araçlarına yurt dışında ilgi artıyor. Son dönemde bir çok ülke tarafından tercih edilen, çeşitli ülkelerin de gündeminde olan Nurol Makina’nın ürettiği zırhlı araçlarımız, bu kez Avrupa’da boy gösterdi. çeşitli ülkelerin de gündeminde olan Nurol Makina’nın ürettiği zırhlı araçlarımız, bu kez Avrupa’da boy gösterdi.

 

Macaristan Savunma Kuvvetlerinin, envanterindeki ve tedarik sürecindeki araçları sergilediği “Ulusal Savunma Günü” etkinliklerine ilişkin paylaştığı fotoğraf ve videolarda, Ejder Yalçın 4×4 zırhlı muharebe aracı ve Yörük 4×4 hafif zırhlı aracın da yer alması dikkati çekti

.

Macaristan bir süredir ordusunun teknolojik olanaklarını artırmak ve Sovyetler Birliği dönemindeki araç ve teçhizatları batı sistemleriyle değiştirmek için faaliyetler yürütüyor. Bu doğrultuda bir çok tedarik anlaşması imzalayan ülke, yeni sistemlerini ordusunun envanterine dahil ediyor.

Söz konusu araçlar, Budaörs Havaalanı’nda düzenlenen ve ordunun modernizasyon programı kapsamında tedarik edilen sistemlerin de sergilendiği halka açık “Ulusal Savunma Günü” etkinliğinde kamuoyunun karşısına çıktı. NATO ve bölge ülkelerinden resmi delegasyonların, askeri ataşelerin katıldığı etkinlikte, uçak, helikopter, tank ve obüs gibi platformların yanında Türk zırhlıları Ejder Yalçın

ve Yörük de sergilendi. Araçların üzerinde Macaristan bayraklarına ve Macaristan Savunma Kuvvetleri sembollerine yer verildi.

Macaristan, tedarik sürecinin tamamlanmasıyla Yörük aracının yurt dışındaki 2’nci, Ejder Yalçın’ın da 6’ncı kullanıcısı olacak. Böylece zırhlılar ilk kez bir AB ülkesinde görev yapacak.

 

SINIFININ LİDERİ EJDER YALÇIN

 

Ejder Yalçın, askeri birlikler ile güvenlik güçlerinin meskun mahal ve kırsal alanlar dahil her türlü bölge ve arazi şartlarında harekat ihtiyaçlarına cevap vermek üzere geliştirildi. Yüksek koruma ve hareket kabiliyetlerine sahip araç, harekat sahasında kendini kanıtlamış özgün bir platform olarak görev yapıyor.

 

Türkiye’de de güvenlik güçlerinin envanterinde yer alan Ejder Yalçın’ın farklı görevler için geliştirilmiş konfigürasyonları bulunuyor. Bugüne kadar, dünya genelindeki kullanıcılara 5 farklı konfigürasyonda Ejder Yalçın teslim eden Nurol Makina, son olarak aracın ambulans sürümünü geliştirtirmişti.

 

 

Koruma seviyesi, mobilite ve faydalı yük taşıma kapasitesiyle sınıfının lideri konumunda bulunan Ejder Yalçın’ın farklı konfigürasyonları arasında Patlayıcı İmha Aracı, Hava Savunma Aracı, Komuta-Kontrol Aracı, Muharebe Aracı, KBRN Keşif Aracı, Personel Taşıyıcı, Mayın/El Yapımı Patlayıcı Tespit-İmha Aracı, Zırhlı Ambulans ve Sınır Gözetleme ve Güvenlik Aracı yer alıyor. Nurol Makina, uluslararası kullanıcılarıyla imzaladığı sözleşmeler doğrultusunda, aracın farklı konfigürasyonlarıyla ilgili çalışmalarına yoğun olarak devam ediyor.

GÖREVE GÖRE DEĞİŞEBİLEN YÖRÜK

 

Yörük aracı ise özellikle eklemeli zırh ve mobilite kabiliyetleriyle rakiplerinin önüne geçiyor. Herhangi bir zırh plakası eklenmemiş haliyle Seviye 1 balistik korumaya sahip olan Yörük’ün koruma seviyesi, farklı zırh plakalarının eklenmesiyle Seviye 4’e kadar çıkarılabiliyor. Görev gereksinimlerine göre aracın koruma seviyesini değiştirmek isteyen kullanıcının, söz konusu zırh plakalarını araca takıp sökmesi için, özel bir donanıma ihtiyacı da bulunmuyor. Bu işlem, saha şartlarında bile bulunabilen standart gereçlerle kısa sürelerde yapılabiliyor. Balistik koruma seviyesindeki bu değişiklikler, aracın camları için de gerçekleştirilebiliyor.

 

Kategoriler
İmalat & Üretim Savunma Sanayi

Mili Piyade Tüfeğimiz MPT-76 + Güncelleme Geldi

MİLLİ TÜFEĞİMİZ GÜNCELLENDİ FAKAT ÖNCELİKLE SİZE TÜFEĞİMİZDEN BAHSEDEYİM

2014 Yılında G-3 Piyade tüfekleri yerine  Piyasaya sürülmüş olan Türk silahlarımızdan birisi dir.

MKEK MPT-76, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin piyade tüfeği ihtiyacını karşılamak amacıyla Savunma Sanayii Başkanlığı’nın oluşturduğu Modern Piyade Tüfeği projesi kapsamında üretilmiş bir piyade tüfeğidir.

T.C CUMHURBAŞKANLIĞI SAVUNMA VE SANAYİİ BAŞKANLIĞI’NIN Silah hakkında açıklaması şu şekilde söylendi;

“Tamamen milli kaynaklar kullanılarak, yurtdışından teknik destek alınmadan üretilen Milli Piyade Tüfeği (MPT-76) NATO standardı olan soğuk ve sıcak hava, kum, yağmur, çamur gibi ağırlaştırılmış 42 testin tamamını hatasız geçmiştir. -40 ve 65 derece sıcaklıkta, basınçlı su tehdidi altında ve balçıkta bile sorunsuz olarak çalışmaya devam eden tüfek ile dakikada 650 atım yapılabilmektedir. 4.1 kilogram ağırlığında gövde yapısına sahip olan tüfek, 600 metreye kadar etkili bir menzile sahiptir.  7,62 mm çaplı mermi kullanan MPT-76 12 bin atıma kadar namlu ömrüne sahiptir. Dış pazarlarda ilgiyle karşılanan milli tüfeğimizden 2017 yılı içerisinde farklı kurumlarca toplamda 34.500 adet üretilerek Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilecektir.”

Testleri başarıyla tamamlaması ve 2016 yılında seri üretimine geçilmesinin ardından bugüne kadar MKEK Silah Fabrikasında üretilen 25 bin civarında MPT-76, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki birliklere ulaştırıldı, aynı zamanda Pakistan, Afganistan ve bazı Avrupa ülkelerine de test amaçlı sınırlı sayıda gönderildi.

MKEK Silah Fabrikası Müdürü Mehmet Ocakcıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, MPT-76’nın Türk insanın yaptığı ilk milli silah ve 42 NATO standardı testlerinden geçen tek silah olduğunu söyledi. Silahın teknik özelliklerinden bahseden Ocakcıoğlu,

“Proje çalışmalarına 2013 yılında başladığımız tüfekten 25 bin civarında üreterek güvenlik güçlerimize sevkıyatını yaptık. Tüfeğimiz, hem sağ hem de sol el kullanabilecek şekilde iki taraflı olarak tasarlanmıştır. Tüfeğin üst ve alt gövdesi özel alaşımlı alüminyumdan yapılmıştır. Daha önce yapılan G-3’lerin gövdesi sacdan yapılmıştı. Alüminyumdan olması silahın ağırlığını düşürdü. Bunu diğer tüfeklerden ayıran en önemli özellik ise mesafe. G-3’ün etkili menzili 400 metredir, bunun 600 metredir. MPT-76’yı kullanan askerimiz, polisimiz kendini 200 metre daha güvende tutar.” diye konuştu.

“Bu tüfeğimiz, hepimizin gurur kaynağı olmuştur” 

Test çalışmalarının başarıyla sonuçlanması ve olumlu geri bildirimler sonucunda 2016 yılında MPT-76’nın seri üretimine geçildiğini hatırlatan Ocakcıoğlu, şu bilgileri verdi:

“Şu ana kadar 25 bine yakın silahımız teslim edilmiş durumda. 2019 yılı için de 35 bin 125 kesinleşmiş siparişimiz var. MPT-76’yı başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Kıbrıs’a gönderdik. Biz silahla ilgili çok güzel geri dönüşümler aldık. Şu ana kadar sıkıntılı bir geri dönüşüm olmadı. Bu tüfeğimiz, hepimizin gurur kaynağı olmuştur. Silah fabrikası çalışanları olarak bundan sonra da elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bizim öncelikli hedefimiz, kendi güvenlik güçlerimizin ihtiyacını karşılamak olduğu için yurt dışından gelen taleplere çok sıcak bakmadık ancak fabrikamızda üretilen yerli silahlar MPT-76, MPT-55 ve Bora-12 keskin nişancı tüfeğinden test için bazı ülkelere sınırlı sayıda gönderdik. Test edildikten sonra beğenilirse kendi ihtiyacımızı tamamladıktan sonra ihraç edebiliriz.” 

 

 

Kategoriler
Ar-Ge Drone Haberler Savunma Sanayi

Salgur Vurucu Mikro Drone Sistemi Envantere Girdi

Türk Savunma Sanayisinin Göz Bebeği Salgur Göreve Hazır!

turkiye-nin-mikro-drone-timi-goreve-hazir2

Türk savunma sanayisi, güvenlik güçlerinin değişen ihtiyaçlarına cevap verecek teknolojilere imza atıyor. Bu amaçla geliştirilen ürünlere, keşif, gözetleme, dinleme ve saldırı görevlerini yapabilen Salgur Vurucu Mikro Drone Sistemi de eklendi.

 

MİKRO DRONE TİMİ KURUYORLAR

turkiye-nin-mikro-drone-timi-goreve-hazir3

Kapalı veya açık alanda tekli görevlerin yanı sıra araçlar, adeta bir “drone timi” gibi eş zamanlı koordineli görev icra edebiliyor. Çoklu görevlerde, 6 drone kadar sürü halinde sorumluluk üstlenebiliyor. GPS’siz çalışabilen Salgur, komuta merkezi ile irtibatı kesilse bile tanımlanmış görevi tamamlıyor. Eş zamanlı çoklu drone görevlerinde her bir drone için farklı görev tanımlanabiliyor. Yapay görü ile rota belirleyebiliyor. HD ve termal kameralara sahip bulunuyor. Yüz, yazı, obje, araç, ses tanıma yeteneklerine sahip Salgur, uçaktan ve elden atılabiliyor. Her biri araç tekrarlayıcı olarak tanımlanarak en uçtaki drone için görev menzili artırılabiliyor. 2 kilometre mesafeden kontrol edilebiliyor ve görüntü aktarımı gerçekleştirebiliyor. Salgur, 25 dakika uçuş süresine sahip bulunuyor.

 

TEHDİDİ ETKİSİZ HALE GETİREBİLİYOR

turkiye-nin-mikro-drone-timi-goreve-hazir1

Salgur, keşif modunda çalışırken, üzerindeki kamera ve sensörler marifetiyle gerçek zamanlı olarak nesne tanıma, lokasyon algılama gibi görevler icra edebiliyor. Dinleme modunda çalışırken belirli bir mekana sızarak ses dinleme görevi yapabiliyor. İzleme modunda çalışırken belirli bir mekana sızarak izleme ve takip görevleri gerçekleştirebiliyor. Saldırı modunda çalışırken uygun faydalı yükle tehdidi etkisiz hale getirebiliyor.

 

 

turkiye-nin-mikro-drone-timi-goreve-hazir5

turkiye-nin-mikro-drone-timi-goreve-hazir4

 

Kategoriler
Haberler Savunma Sanayi

Yeni Türk Zırhlı Ambulansı

Dünya genelindeki kullanıcılara 5 farklı konfigürasyonda Ejder Yalçın zırhlısı teslim eden Nurol Makina,Yoğun talep üzerine aracın ambulans modelini üretti.

Türk savunma sanayisinin yurt içinde ve dışında ilgili gören Ejder Yalçın 4×4 Zırhlı Muharebe Aracı, güvenlik güçlerini korumanın yanında ambulans olarak hayat kurtaracak.

Nurol Makina ve Sanayi AŞ, 30 Nisan-3 Mayıs tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek 14. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF’19),10 ülke tarafınca tercih edilen, birçok araç modellerinin en dolusu olucak.

Nurol Makina, mevcut ve yeni ürünleri ile savunma ve anayurt güvenliği alanlarında Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra ihracata yönelik çalışmalar yürütüyor.

Şuana kadar Kullananlara 500’ün üzerinde araç teslim edebilen şirket, toplamda ise binin üzerinde aracı kullanıma sundu. Yaklaşık 500 aracın teslimatı üzerine çalışmalar halen devam etmektedir.

Nurol Makina ürün ailesinden Ejder Yalçın, Sarp Uzaktan Komutalı Silah Sistemi’ni taşıyan zırhlı muharebe aracı ve zırhlı ambulans konfigürasyonlarıyla satışa sunulacaktı. Ejder Yalçın’ın zırhlı ambulans konfigürasyonu ilk kez IDEF’19’da gösterime sunuluacaktır.

Nurol Makina ve Sanayi AŞ Genel Müdür Yardımcısı Anıl Karel, Ejder Yalçın’ın, gelişimini,  değişik  görevlere yönelik konfigürasyonlarıyla sürdürmeye çalıştığını söyledi.

Şuana kadar Türkiye ve dünya genelindeki kullanıcılara 5 farklı konfigürasyonda Ejder Yalçın teslim ettiklerini belirten Karel, aracın ambulans sürümünü IDEF’19’da gösterime cıkacağını bildirdi.

Yeni konfigürasyonlar için yoğun çalışma

Karel,Tasarımında,şuana kadar muharebe gereksinimlerini karşılayan Ejder Yalçın Zırhlı ambulans’ın, bütün işlevleri ve yetenekleri askeri ambulans gereksinimlerine uygun şekilde geliştirildiği ifade edildi.
Karel, şunları söyledi;

“Koruma seviyesi, mobilite ve faydalı yük taşıma kapasitesi ile sınıfının lideri konumunda bulunan Ejder Yalçın’ın farklı konfigürasyonları arasında Patlayıcı İmha Aracı, Hava Savunma Aracı, Komuta-Kontrol Aracı, Muharebe Aracı, KBRN Keşif Aracı, Personel Taşıyıcı, Mayın/El Yapımı Patlayıcı Tespit-İmha Aracı, Zırhlı Ambulans ve Sınır Gözetleme ve Güvenlik Aracı yer alıyor. Uluslararası kullanıcıları ile imzaladığımız sözleşmeler doğrultusunda, aracın farklı konfigürasyonları ile ilgili çalışmalarımız yoğun olarak devam ediyor. Ejder Yalçın da zırhlı ambulans versiyonu ile dünyanın tercihi olmaya devam edecek.”

Kategoriler
İmalat & Üretim Savunma Sanayi

Asimetrik Harp Türk Zırhlıları

Suriye’deki terör oluşumlarına yönelik Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarında Zırhlı personel  Taşıyıcılarının,zırhlı muharebe araçlarının ve ana muharebe tanklarının asimetrik harp ortamında  ne derece başarılı olup hangi konularda eksik olduğunu görme şansı yakalandı. Bu değerlendirme sonucunda TSK’nın acil olarak bazı ihtiyaçları söz konusu oldu.
Bu ihtiyaçlar; Tepkisel zırhlar ve aktif koruma sistemleri.

Tepkisel Zırhlar; Patlayıcılı reaktif zırh, tepkisel zırh ya da kısaca reaktif zırh; yapısal olarak incelendiğinde iki metal plaka arasına ”sandviç” yapılmış patlayıcı malzemeden (High Explosive) oluşur. Ana zırh üzerine, içerisinde patlayıcı bulunan modüller giydirilerek oluşturulan koruma sistemidir.

Aktif Koruma Sistemleri(AKKOR);Günümüz tanklarını en zorlayan konulardan biri operasyon sırasında çeşitli tanksavar silah atışları ile tankın kullanılamaz hale gelmesi veya daha kötü bir şekilde mürettebatın ciddi şekilde zayiat vermesidir. Zırh teklonojisi ne kadar gelişse de tanksavarların gelişimi hızlı ve etkili bir şekilde olması tankları savaş alanında zaman zaman zor durumlara düşmesine sebep olmuştur.

Dünya genelinde savunma sanayii mühendisleri bu konuda farklı varyasyon arayışlarına girmiş ve yeni bir çözümler ortaya koymuşlardır. Ülkemizde ise ASELSAN öncülüğünde projelendirilen ve geliştirilen AKKOR (Aktif Koruma Sistemi) tanka gelecek mühimmatı tank ile fiziksel olarak etkileşime girmeden havada imha ederek tehlikeyi bertaraf etmesi amaçlanmaktadır.

ROKETSAN tarafından geliştirilen tepkisel zırhlar ve modüler ek NATO standartı STANAG 4569 Level4, Level5 ve Level6 zırhları Fırat Modernizasyonu kapsamında ilk olarak M60A3 tanklarına eklenmeye başladı.

M60A3 tanklarının ardından M60T tanklarımızın pasif (zırh) ve reaktif korunmasının anti-tank mühimmatlarına karşı iyi durumda olduğundan dolayı zırh geliştirmek yerine  ASELSAN tarafından geliştirilen PULAT Hard-Kill (gelen füze veya roketi havada vurarak imha etme) Aktif Korunma Sistemi ile hareket halinde iken üzerine doğru gelen birden fazla roket veya füzelere karşı yüksek beka kazanması sağlandı.

Fakat olarak gerçekleştirilen terör operasyonlarında beklenileni veremeyen Leopard 2A4 tanklarımız yaşattı.  Tank katili olmasıyla ünlü olan Leopard 2A4, normal tanklardan daha iyi ateş gücü ve pasif  korumasına  sahip olan tanklar Suriye’de ve ırak’ta çokça bulunabilen ATGM’ler karsısında aldıkları hasarlardan dolayı Askerlerimizin şehit olmasına engel olamadı. ALTAY tankları envantere girene kadar  TSK’nın elindeki elindeki en önemli kara gücü olan Leopard’ların Her darbede önemli hasar alması M60 tanklarına yapıldığı gibi Leopard 2A4 modernizasyon ihtiyacının olduğu görüldü.

Daha önceden ASELSAN tarafından geliştirilen Leopard 2A4 NG projesi, Maliyeti ve yerli tank üretimini devam etmesi gibi sebeblerden dolayı iptal edilmişti. Next Generation modernizasyonu kapsamında Leopard 2A4’ler zırh düzeyi 2A7 seviyesine gelmesi amaçlanarak bir çok bölgesine modüller ek zırhlar yerleştirildi. Böylece  2A4 NG tankları Suriye’de ordumuzun işini kolaylaştırdı ama artık yeni bir modernizasyon yapılıyordu.

 

Fırat Modernizasyonu kapsamında Leopard 2A4 modernizasyonundan ilk görüntüler geldiğinde  hepimiz çok heyecanlanmıştık. Bu heyecanın sebebiyse tankların en çok isabet aldığı bölgelerin  ve kritik bölgelerin ek önlemlerle oldukça korunaklı bir hale getirilmiş olmasıydı. Özellikle çokça isabet alan ön kule yanak bölgesi korunması oldukça yüksek , açılı ve kalın bir ek zırh ile güçlendirilmişti. Yan taret ve yan etek bölgelerine yerleştirilen dual-explosive ERA zırhlar ile en yüksek deliş değerine sahip ATGM’leri dahi durdurabilir hale getirilmişdi. Anti-tandem özelliğe sahip dual-explosive ERA’lar, tandem mühimmatları direk durduramasa bile zaten iyi bir HEAT korunmasına sahip tankın HEAT korunmasını çok fazla arttırarak mühimmatları tepkisel zırhın durduramaması halinde dahi yüksek korunma ile birlikte mürettebatı koruyabilecek kapasiteye sahipler.

 

Herhangi bir mürettebattı çok fazla zarar olmayacak bölgelerde ise motor gibi kafes zırh uygulaması yapıldı.  Bu bölgelerde elbette ERA zırhlar ile kaplanabilirdi fakat tanka yaratacağı ek ağırlık, zorlu araziler karşısında tankın arazi başarısını büyük oranda törpüleyebileceği için kafes zırh tercih edildi.  Kornet-E, TOW-2F gibi ATGM’leri kafes zırh her ne kadar durduramayacak olsa da RPG-7 gibi mühimmatları durdurarak önemli bir korunma sağlayacaktır. Tepkisel zırh ve ek zırh eklemelerine ilaveten Leopard 2A4 tanklarına PULAT AKS sistemi de entegre edilecek. Bu nedenle artık asimetrik harpte herkesin imrenerek gösterdiği M60T tanklarının bu alanda liderliği ALTAY tankı envantere girinceye kadar Leopard 2A4’lerimize teslim edecek.

 

Yapılan operasyonlar da sadece tankların değil zırhlı personel taşıyıcılarının da eksik kalan yanları da tespit edildi. Özellikle ZPT’ler karşısında çıkan küçük engeller karşısında yaşadıkları sorunları çözmek amacıyla UKSS eklemeleri yapıldı.  UKSS takviyesi sayesinde Kirpi-2, Ejder Yalçın gibi araçların önemli bir ateş gücüne kavuşmuş oldu fakat bu eklenti yaşanan ateş gücü eksikliğini gidermeye yetmedi. Ardından Silah Taşıyıcı Araç projesi gerçekleştirilerek zırhlı personel taşıyıcılarına anti-tank füze atıcıları yerleştirildi.  Bu atıcıların büyük çoğunluğuna da en yüksek deliş değerine sahip olduğu düşünülen Kornet-E füzeleri yerleştirildi. OMTAS üretimi gerçekleştikçe yeni araçlarda Kornet-E’lerin yerini OMTAS’ların alması hedefleniyor.  

Ateş gücü eksikliğini hala istenilen düzeyde giderilemediği gözlemlenen ve ardından  6X6 ve 8X8 zırhlı muharebe aracı alımı gündeme geldi. Yapılan mücadeleyi FNSS kazandı  ve  Pars 6X6 İZCİ ilk olarak envantere girmeye hazırlanırken IDEF 2019’da imzalanan anlaşma ile İZCİ’ler ile birlikte Pars 8X8’lerde envantere girecek. İlk aşamada 5 farklı konfigürasyonda 100 araç envantere alınacak. Taktik tekerlekli zırhlı araç alımının arkasında 4X4 araçlara oranla daha fazla personelin daha güvenli bir şekilde aksiyon alanına ulaştırabilmesi de oldukça önemli bir etken olarak görünüyor

Ateş gücü eksikliğini hala istenilen düzeyde giderilemediği gözlemlenen ve ardından  6X6 ve 8X8 zırhlı muharebe aracı alımı gündeme geldi. Yapılan mücadeleyi FNSS kazandı  ve  Pars 6X6 İZCİ ilk olarak envantere girmeye hazırlanırken IDEF 2019’da imzalanan anlaşma ile İZCİ’ler ile birlikte Pars 8X8’lerde envantere girecek. İlk aşamada 5 farklı konfigürasyonda 100 araç envantere alınacak. Taktik tekerlekli zırhlı araç alımının arkasında 4X4 araçlara oranla daha fazla personelin daha güvenli bir şekilde aksiyon alanına ulaştırabilmesi de oldukça önemli bir etken olarak görünüyor