Çarşamba , Aralık 12 2018
Başlangıç / İmalat & Üretim / Türkiye Hiç Üretmeyen ve Sadece Tüketen Bir Ülke mi?

Türkiye Hiç Üretmeyen ve Sadece Tüketen Bir Ülke mi?

Bu ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğu yaklaşık 30-40 sene öncesine kadar, tarımdan gelirini sağlıyordu. Yani tarım, bu ülkenin başlıca gelir kaynağıydı. Ve 30-40 seneden bu yana, insanlar tarım arazileri olan kırsallardan şehirlere akın akın göç etmeye, Sanayi ve Hizmet sektörlerinde kendilerine yeni fırsatlar bulmaya geliyorlardı. Bu süre zarfında Türkiye’nin tarım ve hayvancılık üretimi ciddi anlamda düşüşe geçti ve eskiden bu konuda kendimize fazlasıyla yeten bir ülke iken, artık bu konuda yurt dışından ithalat yapmak zorunda kalmaya başladık.

Peki neden bu durum, Türkiye için bir felaket senaryosu gibi anlatılır? Neden “Eskiden biz bir tarım ülkesiydik ama şu an dışarıdan gelen pirince muhtacız.” gibi tarım güzellemeleri yapılır? Tarım, tarih boyunca ülkeleri ve milletleri kalkındırmış bir sektör müdür?

Evet, şu an ve geçmişte olmuş olan Türkiye’deki doğudan batıya göç, batıda ve doğuda bir çok sorunları beraberinde getirmiştir. Sadece bunu düşündüğümüzde bile, aklımızda bir çok sorun canlanır. Peki bu sorunlar, Türkiye’nin tarımı bırakıp sanayii ve hizmet sektörlerine yönelmesi ile mi alakalıdır, yoksa yanlış yapılan nüfus politikaları ve doğu batı arasındaki fırsat eşitsizliğinden mi? Peki niye herkes suçu “tarım üretiminden vazgeçmek” eylemine yıkıyor? Niye kimse rahmetli Erbakan hocanın bu durumu anlatan o ünlü sözünü aklına getirmiyor?

Sorun; Türkiye’nin şeftali değil, motor üretmek istemesiydi.”

Arkadaşlar, artık tarım güzellemelerini bırakıp, sanayi ve hizmet sektörlerinin yeni fırsatlarını doğu ve batı arasında homojen hale getirmeye başlamamız lazım. Biz araba üretelim, yurtdışında bunları pazarlayalım, bırakın pirincimiz dışarıdan gelsin. Türkiye’nin ve insanımızın, bu kadar plansız şekilde olmasına rağmen, tarım alanından, hizmet ve sanayi sektörüne yönelmesi, Türkiye’yi Dünya’da en hızlı büyüyen ekonomileri arasına sokuyor.

Bırakın çocuklarımız şeftali nasıl yetiştiriliri değil, motor kalibrasyonu nasıl yapılır, onu öğrensin. Şeftalimiz de dışarıdan gelsin, sorun değil. Zaten Türkiye’de olacak olan tam bir endüstrileşme, tarıma da yansıyacak, tarımımız da endüstrileştikten sonra, tarımda da kendimize yetmeye başlayacağız. Bir çok yazımızda da belirttiğimiz gibi, endüstrileşmede bazı trenleri kaçırmış olabiliriz ama, önümüzde hâlâ Dünya ile rekabet edebileceğimiz yeni fırsatlar, alanlar var.

Evet, tarımda çok geriledik, bir çok tarım ve hayvancılık kaleminde kendimize yetemiyoruz. Fakat sınai üretimde de öyle miyiz? E değiliz ki, ekonomimizin hacmi büyümeye devam ediyor.

Son yıllarda olan yerli karoseri sanayi girişimlerine bir göz atın. Gidin bir Gebze organize sanayi bölgesine, sanayi üretimimizin hacmi hakkında bir fikir sahibi olun, ülkemizin bu konuda ne kadar gelecek vaadettiğine şahit olun. Dünya devleri şirketlerin, ülkemizde kurdukları ve tamamen bizim mühendislerimizden oluşan Ar-ge birimlerine bir göz atın, neler yaptıklarına bir göz atın. Kesinlikle fark edeceksiniz ki, bu ülke endüstrileşmede gerçekten gelecek vaadediyor. Bu ülkede, eğer istenirse, bir çok alanda Dünya liderleriyle rekabet edebilecek bir kumaş var.

Tarım güzellemelerini bırakıp, önümüze bakalım. Bizi yukarı çıkartacak şey, geçmişe özlem duymak değil, geleceğimiz için şu anki sorunlarımıza çözümler üretmek.

Hakkında: admin

Merhaba arkadaşlar okuduğunuz yazıları yorumlamayı ve bizlere destek olması açısından beğendiyseniz paylaşmayı unutmayın... Sosyal medya hesaplarımızı takip ederseniz çok seviniriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir